10 Mayıs 2016 Salı

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ’nde Dopdolu Bir Gün, 06 Mayıs 2016 & ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ WEB Sayfasında Bulunan Metin; Mehmet Arif DEMİRER

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ’NDE DOPDOLU BİR GÜN, 06 MAYIS 2016
Mehmet Arif DEMİRER
Türkiye’nin çatısında 1 400 dönüm arazide yükselmiş bir irfan abidesi. Sloganı da “Işığa Karışın” Bkz. https://www.ardahan.edu.tr/?id=15&baslik=Tanitim_Videosu#arubaslik
Saat 15:00. Ardahan ve Kars Kafkas Üniversiteleri Rektörlerinin açılışını yaptıkları toplantıda önce Gazi Üniversitesi Tarih bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Tural konuştu ve 2. Dünya Savaşı’nda çıkarılan kanunları anlattı: 1940 yılında Milli Korunma, 1942 yılında Varlık Vergisi ile 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunları.  Ayrıca başka ülkelerden örnekler de vererek ekmek dağıtımında uygulanan karne sistemini açıkladı.
Ardından ben İngiltere Başbakanı Churchill’in; Adana’ya gelerek Yenice tren istasyonunda 31 Ocak 1943 günü yazdığı ve Sabah Esinleri olarak tanımladığı yazıda, “asla” sözcüğünü kullanarak, yapmayacağını T. C. Cumhurbaşkanına taahhüt ettiği şeyi yaparak Türkiye’yi, TSK güçlendirilmeden savaşa girmeye zorlamasını ve Türkiye bu dayatmaya boyun eğmeyerek savaşa girmeyince nasıl küstüğünü ve Türkiye’yi kuzey komşusunun talepleri (Kars, Ardahan ve Boğazlarda ortak yönetim) karşısında nasıl yalnız bıraktığını anlattım.
Churchill’in küstüğü tarih 3 Şubat 1944’den 2 Yıl 2 Ay ve 2 Gün sonra ABD’nin yeni başkanı Truman’ın Sovyetlerin Türkiye iler ilgili niyetlerinin ne olduğunu nihayet doğru anlayarak            5 Nisan 19466 günü Missouri savaş gemisini İstanbul’a göndermesi ile Türkiye’nin; bu haksız yalnızlıktan çıktığını anlattım ve 1946 – 1952 döneminde CHP – DP arasında var olan Milli Dış Politika sayesinde 18 Şubat 1952 tarihinde NATO üyesi olarak güvenliğini sağladığını belirttim. Türkiye’de bugün Milli Dış Politikanın olmadığını vurguladım.
Saat 20:00’de KKTC Yakın Doğu Üniversitesinin Kurucu Rektörü Sayın Suat Günsel’e, Ardahan Üniversitesi’nin verdiği Fahri Doktora töreni vardı. Ben 1993 yılında Sn. Günsel ile Yakın Doğu Üniversitesini kurmakta olduğu günlerde söyleşi yapmış ve hedeflerinin ne olduğunu öğrenerek FROUM Dergisinin Özel Kıbrıs sayısında yayımlamıştım. Derginin o sayısından bir suret çıkararak Sn. Günsel’e takdim ettim. Törende açıklandı, 1993 hedefleri kat be kat aşılarak Yakın doğu Üniversitesi 2016 yılında 106 değişik ülkeden gelen 30 bin öğrenciye eğitim veren kocaman bir abide olmuş. Sayın Suat Günsel’i yürekten kutluyorum.
7 Mayıs günü 600 km yol kat ederek, önce Posof’a gittik, Türközü kapısından Gürcistan’a geçtik, Ahıska Türklerinin memleketini gezdik, daha sonra Kars’a kadar uzanarak Ani harabelerini gördük. Selçukluların bugün Ermenistan sınırında bulunan Anadolu’da 1071 yılında yaptıkları ilk cami olan sekizgen minareli Menuçer Camii hayranlıkla izledik.
Ardahan’a dönerken, Diasporanın güdümündeki Ermenistan’ın, anlamsız ve temelsiz soykırım iddialarından ve Karabağ sevdalarından vazgeçerek Türkiye ve Azerbaycan ile normal komşuluk ilişkilerini başlatması sonucu bu coğrafyanın hızla gelişeceğini düşündük.
Akşam Ardahan’da canlı müziği de olan bir kebapçıya gittik. Bizimki dahil 8 masa vardı. Üçünde genç, son derece şık Ardahanlı bayanlar, diğer dört masada ise çocukları ile gelmiş aileler vardı. Ardahanlı hanımlar arasında tek tük (her masada bir kişi) türbanlılar da vardı. Böyle bir tabloya bugün Bodrum’da bile rastlayamazsınız. İşte Türkiye’nin çatısı böyle.
Bu yöre hakkında sonsöz, Kazım Karabekir’in Stalin’in Kars-Ardahan toprak talepleri ve Boğazlarda ortak yönetim dayatması hakkında 20.12.1945 günü TBMM konuşmasından:                                                                                                                   
“Boğazlar; milletimizin hakikaten boğazıdır. Oraya el saldırtmayız… Kars yaylası da millî bel kemiğimizdir. Kırdırırsak yine mahvoluruz.”
***
ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ WEB SAYFASINDA BULUNAN METİN:
“İkinci Dünya Savaşı ve Türkiye: 1943-1945 Yıllarında Türkiye’nin Yalnızlığı konusunu anlatan Mehmet Arif Demirer, İkinci Dünya Savaşı’nın uzun bir savaş olduğunu çok uzaklarda başladığını, çok örnekleri ile çifte standart uygulandığını söyledi. Türkiye’nin sürekli savaşın taraflarınca savaşa sokulmak istendiğini, bu süreçte üst düzey görüşmelerin hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında birçok görüşmenin yapıldığını vurguladı. Mehmet Arif Demirer, Türkiye’ye savaşa girmesi halinde ordunun destekleneceğini ve birçok ihtiyacının karşılanacağının vaat edilmesine rağmen Türkiye’nin savaşa fiilen girmediğini belirtti.”
NOT: Yukarıda Bold olarak verilen 2 cümle, benim söylediklerimin tam tersi idi.
Benim söylediklerimin özeti: (7 Mayıs günü e posta ekinde Ardahan Üniversitesi yetkilisine gönderdiğim metin)
“İkinci Dünya Savaşı ve Türkiye: 1943-1945 Yıllarında Türkiye’nin Yalnızlığı konusunu anlatan Mehmet Arif Demirer, İkinci Dünya Savaşı’nın uzun bir savaş olduğunu, Türkiye’den çok uzaklarda başladığını, ancak, 28 Ekim 1940 ile 25 Ağustos 1941 tarihleri arasında 300 günde Türkiye’nin, İran dahil tüm komşularının savaşa girmiş/bulaşmış olmaları sonucu, bu uzak savaşın Türkiye’nin etrafını tamamen sardığına işaret etti.
“Demirer, daha önce Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa ile antlaşmalar imzalamış olan Türkiye’nin, 18 Haziran 1941 tarihinde imzalanan Türkiye – Almanya Dostluk Antlaşması ile savaşan tarafların tümü ile Dostluk ya da Karşılıklı Yardım Antlaşmaları bulunan ve savaş dışı kalan dünyadaki tek ülke olduğunu açıkladı.
“30-31 Ocak 1943 tarihinde Adana’ya gelen, Yenice tren istasyonunda Cumhurbaşkanı İnönü, Başbakan Saracoğlu ve Genelkurmay Başkanı Çakmak ile görüşmeler yapan Churchill ve İngiltere Genelkurmay Başkanı, önce TSK’nın eksikliklerinin giderileceğini daha sonra savaşa girip girmeme konusunda Türkiye’nin karar vereceğini sözlü ve yazılı olarak açıklamışlardı.
“Buna rağmen ve taahhüt edilen malzeme ancak % 4 oranında teslim edilebilmiş iken, 4 – 7 Aralık 1943 tarihleri arasında toplanan Kahire Konferansında Churchill, Türkiye’yi 15 Şubat 1944 tarihinde mutlaka savaşa girmeye zorlamış, Türkiye’nin talep ettiği asgari malzemeyi de veremediği için savaşa girmeyen Türkiye’yi YALNIZLIĞA sürüklemiş ve Sovyetler Birliğinin toprak (Kars – Ardahan) ve Boğazlarda ortak yönetim talepleri ile yapayalnız bırakmıştı.
“Türkiye bu yalnızlıktan 5 Nisan 1946 günü yeni ABD Başkanı Truman’ın, Türkiye’ye yönelik Sovyet niyetlerinin ne olduğunu doğru algılayarak İstanbul’a dünyanın en büyük savaş gemisi Missouri’yi  göndermesi sonunda çıkmış ve yeni kurulan Demokrat Parti ile CHP’nin ortak Milli Dış Politika anlayışı sayesinde 18 Şubat 1952 tarihinde NATO üyesi olarak güvenliğini sağlamıştır.
“1998 yılında İnönü Vakfı’nın Kahire düzenlediği uluslararası bir panelde konuşan Amerikalı bilim adamı Prof. Weisband, Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı dış politikası hakkında Bildirisinin sonunda şu çok önemli tespiti yapmıştır:
“Kahire Konferansında İnönü ilahi bir gerçekçilik göstererek yalnız Türkiye’yi değil bütün Batı dünyasını korumayı başardı. Bu başarının önemini algılamamız için Soğuk Savaşı yaşamamız ve sonunu görmemiz gerekti.
“İşte bu, Kahire Konferansının tarihi öneminin ve dünyanın geleceğine etkisinin ölçüsüdür. Savaşta Türkiye’nin tarafsızlığı yalnız Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen bütünlüğünü değil, savaştan sonra yaşanacak olan barışı da korumuştur.”
Düzeltme yapıldıktan sonra benim konuşmamın özeti Web sayfasında şöyle yer aldı:
İkinci Dünya Savaşı ve Türkiye: 1943-1945 Yıllarında Türkiye’nin Yalnızlığı konusunu anlatan Mehmet Arif Demirer, İkinci Dünya Savaşı’nın uzun bir savaş olduğunu, Türkiye’den çok uzaklarda başladığını, ancak, 28 Ekim 1940 ile 25 Ağustos 1941 tarihleri arasında 300 günde Türkiye’nin, İran dahil tüm komşularının savaşa girmiş/bulaşmış olmaları sonucu, bu uzak savaşın Türkiye’nin etrafını tamamen sardığına işaret etti.

25 Nisan 2016 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ JÖN ARAMIYORMUŞ !..., Mehmet Arif DEMİRER

DEMOKRAT PARTİ JÖN ARAMIYORMUŞ
Mehmet Arif DEMİRER
19 Nisan günü YURT Gazetesinde manşetten verilen bir haber ve bir fotoğraf vardı: “Jön Aramıyoruz” ve Türkiye Barolar Birliği’nin Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu’nun fotoğrafı.

Demokrat Partinin Genel Sekreteri Sayın Ertan Küçükay, YURT’a şöyle konuşmuş:
“Biz Jön falan aramıyoruz, bizim artist arayışımız yok. Gündemimizde Feyzioğlu yok. Biz Merkez Sağ bir partiyiz. Bizim Partimizin Genel Başkanlık koltuğu, Adnan Menderes’in oturduğu koltuktur, Süleyman Demirel’in oturduğu koltuktur,  tabii Celal Bayar Kurucu Genel Başkan. Adnan Menderes’in, Süleyman Demirel’in felsefesiyle yetişmemiş, onun inançlarını paylaşmayan kişilere bu koltuk açık değildir… Demokrat Parti’nin (DP) şu anda bir genel başkanı var; genç, pırıl pırıl… Türk siyasetinin geleceğinde var olabilecek bir siyasetçi olarak yoluna devam ediyor. Biz de kendisine inanıyoruz, güveniyoruz, onunla beraberiz. Kurucu felsefemize uygun olarak bir mücadele veriyoruz.”
Yukarıda alıntılanan bölümde atlanan cümlelerde Sayın Feyzioğlu’nun adı geçiyor. Sayın Küçükay, açıklamasında bir de Sayın Cindoruk hakkındaki düşüncelerini sıralamış. Amacım kişilerle ilgili tartışmalara katılmak olmadığı için o cümleleri bilinçli olarak atlıyor ve Sayın Küçükay’ın DP hakkında çarpıcı bir tespiti ile bu alıntıya son veriyorum: “DP, marabasıyla (köyde toprak sahibi olmayan ama toprağı işleyen kişi, ortakçı) satılık bir köy değildir.” ? 
Demokrat Parti’nin eski bir Genel Başkan Yardımcısı (1994 – 1997, 1995’de Refah’a gidene kadar Genel Başkanım Aydın Menderes idi), Genel İdare Kurulu Üyesi (2009 – 2011) ve DP ile ilgili yayımlanmış 21 kitabı ve bir Belgesel Ansiklopedisi olan bir Demokrat Partili, üstelik Menderes döneminde PTT Genel Müdürü ve Ulaştırma Bakanı Arif Demirer’in oğlu kimliğim ile Sayın Küçükay’ın değindiği geleneğin de tam merkezinden gelen bir kişi olarak, şu soruyu DP sayın genel sekreterine sormak ve somut yanıtını beklemek durumundayım:
Önce DP geleneğinin seçim performansı hakkında bir hatırlatma: Menderes, 1954: % 58; Demirel, 1965: % 52.9 ve Demirel, 1991: % 27 (Özal’ın ANAP’ı ile birlikte % 51).
Sizin pırıl pırıl Genel Başkanınız ise Zeybek’ten devraldığı % 0.65’in çeyreğine indirmiştir, Celal Bayar’ın kurduğu partinin oyunu; elli küsur milyon seçmenin 69 bininden oy alarak.
YURT’ta yayımlanan açıklamanızda neleri aramadığınızı sıralamış ancak neyi aradığınızı, DP’nin 2016 yılında hedefinin ne olduğunu belirtmemişsiniz. Bu nedenle, yukarıda özetlediğim kimliğim ile soruyorum, ‘Demokrat Parti 2016’ neyi aramaktadır, hedefi nedir?
Şöyle bir hedef, sizleri belki tatmin edebilir, ama açıklamanızda adlarını verdiğiniz o muhterem kişilerin kemiklerini sızlatır: 1 Kasım 2015 seçiminde alınan 69 bin oyu yüzde yüz artırarak Guinness Rekorlar kitabına girmek. Demir Perde ülkeleri dışında hiçbir siyasi parti oylarını bir sonraki seçimde % 100 artıramamıştır. İnşallah size nasip olur, % 0.28 oy !
***
2006 – 2012 TARİHLERİ ARASINDA YAYIMLANAN KİTAPLARIMIN LİSTESİ
ATATÜRK – BAYAR ve DP Ekseninde Masallar ve Gerçekler; 
6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda yeniden Bakış: 
Hangi Derin Devlet; 
Demokrat Parti’nin Yatırımları; 
Nihat Erim’in gözlüğü ve kalemi ile Demokrat Parti; 
Kemalizm Tartışmaları; 
Menderes ve Dövizler – Dünya Bankası Olayı, 1954;  
Hasan Polatkan Konuşuyor; 
Ş. Çizmeli’nin Menderes Kitabı,  Bir Dedikodu Kitabının Eleştirisi; 
Fatin Rüştü Zorlu Gerçeği; 
27 Mayıs – Masallar ve Gerçekler. 
2 200 sayfalı Belgesel Demokrat Parti Ansiklopedisi 2010 yılında tamamlanmıştır. 
***
HÜRRİYET GAZETESİNİN SPOR SAYFALARINA KADIN – ERKEK EŞİTSİZLİĞİ
Hürriyet, 18 Nisan. İstanbul’da oynanan Kadınlar Euroleague Finallerinde üçüncü olan Fenerbahçe Bayan Basketbol takımı ile ilgili haber: 2.9 x 6.9 eşittir 20 cm2. Finallerde şampiyon olan Putin’in ülkesinin Ekaterinburg ile ilgili haber: 14 x 14 eşittir 196 cm2. İki gün sonra Fenerbahçe Erken Basketbol takımı Final Four’a kalınca ilgili haber tam 1216 cm2  Kadınlara, Türk ise 20, Rus ise yaklaşık 200, erkeklere ise bin 200 santimetre kare. Yorumu siz yapın… Merak edenlere ek bilgi: Spor sayfasının baskı alanı 1 664 cm2.   

BAHÇELİ’DEN 55 YIL ÖNCE, "KÖPRÜLÜ DE TÜRKİYE’NİN BAŞINI AĞRITMIŞTI"; Mehmet Arif DEMİRER

BAHÇELİ’DEN 55 YIL ÖNCE
KÖPRÜLÜ DE TÜRKİYE’NİN BAŞINI AĞRITMIŞTI
Mehmet Arif DEMİRER
Köprülü; 27 Mayıs Darbesinden 8 gün sonra, 4 Haziran günü, durup dururken, hiç kimsenin aklında benzer bir iddia, şüphe yok iken, Yeni Sabah muhabirine bir açıklama yapmıştı. Darbe rejimlerinin değişmez kuralı (Yere düşene bir tekme de sen at) doğrultusunda Yeni Sabah Gazetesi de Köprülü’nün açıklamasını manşete taşımıştı:
“Fuat Köprülü 6 – 7 Olaylarını açıkladı. Köprülü, ‘Hadiseler, Fatin Rüştü Zorlu’nun ilhamı ile Menderes ve Gedik tarafından tertiplenmiştir’ dedi. ATA’nın Selanik’teki evini Menderes bombalatmış”
Demokrat Parti’nin dört kurucusundan bir olan Fuat Köprülü, Zorlu ve daha sonra Menderes’e yönelik kişisel husumet ve kıskançlık duygularına yenilerek, Türkiye’nin milli çıkarlarını unutarak, ne İstanbul Rumları ne de Yunanistan böyle bir suçlamada bulunmuşlar iken, olayları T. C. Hükümeti’nin sırtına yükleyivermişti.
Unuttuğu iki şey vardı: 6 Eylül 1955 tarihinde kendisi, suçladığı hükümette Başbakan Yardımcısı idi ve bu nedenle iddiası darbeciler tarafından alelacele Yassıada’ya taşınarak bir dava konusu yapılınca, “Sen de o hükümette idin, gel bakalım” denmiş ve muhbir Köprülü, tutuklu sanık oluvermişti.
Köprülü’nün Menderes-Zorlu husumeti o kadar derindi ki, Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı olayları tertiplemekle suçlarken, 6 Eylül 1955’te Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı olan öz be öz oğlu Orhan Köprülü’nün de bu açıklama nedeniyle kendisi gibi Yassıada’da tutuklu yargılanması ihtimalini hiç düşünmemişti.
Köprülü’nün o talihsiz ve gerçekdışı suçlaması ile Yassıada’daki (3) numaralı dosyada görülen 6/7 Eylül Davası sonunda Menderes ve Zorlu’ya verilen altışar yıl hapis cezası kararı sayesinde o tarihe (1961) kadar uluslararası kamuoyunda “İstanbul’daki Rum Karşıtı Gösteriler”  olarak tanımlanan olaylar, POGROM ‘a dönüşmüştür. POGROM, Sovyet öncesi Rusya’da güvenlik güçlerinin, hükümetten aldıkları talimat doğrultusunda, azınlıklara karşı giriştikleri katliamdır.
Köprülü, kurucusu olduğu partiyi suçlarken konunun buralara gelebileceğini düşünmemişti.
Gelelim, 27 Mayıs’tan 55 yıl sonra Bahçeli’nin 7 Haziran sonrası akıldışı davranışlarına.
Bahçeli, 7 Haziran seçim sonuçlarını doğru algılayamadı. Seçim öncesi mitinglerde vatandaşlara verdiği, ülkeyi AKP’den kurtaracağı sözünü tamamen unuttu. Önce Meclis Başkanlığını ardından Başbakanlığı gümüş tepsiler üstünde AKP’ye hediye etti.
HDP’yi, tam PKK’nın kucağından çıkmak üzere iken, yeniden ve daha derin bir şekilde PKK ile birleştirdi.
Kendi partisini en yakın mesai arkadaşları ile mahkeme koridorlarına sürükledi.
Nasıl ki, 27 Mayıs’tan sonra kurduğu Yeni Demokrat Parti, Köprülü’nün politikaya geri dönüşünü sağlayamamıştı, Bahçeli de MHP’nin bugün içinde bulunduğu yargı sürecinden,  Olağanüstü ya da Olağan Kongre kararlarından hangisi çıkarsa çıksın, kaybeden tarafta olacaktır. 1960 yılında olduğu gibi, Bahçeli’nin bu davranışları sonunda asıl kaybeden Türkiye olacaktır, bir kişinin yanlış kişisel hesapları sonucu.  

18 Nisan 2016 Pazartesi

Hedefi ‘Kemalist – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları No 16 – 70 Nisan 2016 & “ÜMMET KUCAKLAŞTI”

Hedefi ‘Kemalist – demokrat TÜRKİYE’ 
olan Dergi’nin Güncel Yazıları, No 16 –  70 Nisan 2016 & “ÜMMET KUCAKLAŞTI”
Çökertme Caddesi No 67/191 – Yalıkavak
0252 385 4423 - faks 0252 385 5443     
***
İSLAM KONFERANSI’nda “ÜMMET KUCAKLAŞTI” DİYEN EN YANDAŞ Y. AKİT
MHP YARGITAY’DA
ALTAN TAN’DAN PKK’YA ÇAĞRI
BİRA İÇEN GENÇLERİ KORU – ÇOCUKLARIN CİNSEL TACİZİ KARŞISINDA SUS
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİNDEKİ 2. DÜNYA SAVAŞI TOPLANTISINDA BİR SORU
İSTANBUL’DA İKİ SAVAŞ GEMİSİ
KIBRIS ÖYKÜSÜNE DEVAM
EKLER
AZİZ YILDIRIM VE VOLKAN DEMİREL’E AÇIK MEKTUP
KİTAP
RAMİZ’DEN
TAHA AKYOL’UN “MUTLAKA OKUYUN” DEDİĞİ KİTAP HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ
VON PAPEN’İN ANILARI NASIL KUŞA ÇEVRİLMİŞ?
İSTANBUL İSLAM KONFERANSINDA ERDOĞAN VE DİĞER ÜMMETÇİLERİN
Konferansın diğer görselleri:
“Dur” diyen Cumhurbaşkanımız anında suskun ve düşünceli Dışişleri Bakanımız.
Ülkelerindeki İslami Terör Örgütleri ile baş edemeyenlere Milli Gazete’den anlamlı bir çağrı.
Bu da Türkçe adı Irak Şam İslam Devleti olan IŞİD hakkında Cumhuriyet Gazetesini haberi:
Cumhuriyet’in haberi yanlış ise, sadece 7 IŞİD hücresi varsa, çok IŞİD hücresi var demektir.
MHP YARGITAY’DA
Genel Başkan Yargıtay’da, Sulh Hukuk Mahkemesinin kararını temyiz ediyor, dört genel başkan adayı ise olağanüstü kongre hazırlıkları yapıyorlar. Meral Hanım açık ara diğer üçünün önünde.
Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran 2015 akşamından beri söyledikleri ve yaptıkları Türkeş’in partisini bu duruma getirdi. Mahkeme koridorlarında sürünüyorlar.
1961 yılında Yeni Delhi’de tanıştığım ve MHP dışında bazı konularda ortak görüşlerimiz olan Türkeş’in kemikleri sızlıyordur.
***
ALTAN TAN’DAN PKK’YA ÇAĞRI
“HDP'li Altan Tan: PKK kayıtsız, şartsız silahları susturmalı
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan: PKK’nın kayıtsız, şartsız silahlarını susturması, 2013 Nevruz'unda Öcalan'ın çağrısı doğrultusunda silahlı güçlerini Türkiye dışına çıkarması ve silahla hak arama şekline son vermesi gerekir" dedi.”  Kaynak: milliyet.com.tr
YORUM: Bu çağrıyı 7 Haziran 2015 akşamı yada 21 Temmuz 2015 günü neden yapmadın?
BİRA İÇEN GENÇLERİ KORU – ÇOCUKLARIN CİNSEL TACİZİ KARŞISINDA SUS
18 ila 24 yaş arasındaki gençleri bira alışkanlığından “korumak” hedefi ile çıkarılan bir torba kanunu ile bira tüketimini de kısıtlayan/zorlaştıran hükümler getirilmişti, birkaç yıl önce.
Aile Bakanı’na göre ise 10 yaşındaki bir erkek çocuğuna cinsel taciz konusu abartılmamalı imiş, bir defa tacizden ne çıkarmış? Başına gelmeyen bilmez, ne girip çıktığını…
Aile Bakanı’nın bu görüşüne benzer şu sözler, 14 Nisan günü POSTA’nın 1. sayfasında idi:
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2. DÜNYA SAVAŞI TOPLANTISINDA BİR SORU
Yanda kapağını verdiğim Tarih Vakfı’nın kitabının 256 ıncı sayfasından alıntı:
“Savaşın sonu yaklaştıkça Türk dış politikasını yönetenlerin oynadığı ‘Kumar’ çok tehlikeli bir evreye girmiş gözüküyordu.”
Kitabın Künye sayfasında kapaktaki fotoğraf hakkında şu açıklama vardır: “Winston Churchill ve İsmet İnönü Yenice İstasyonu’nda, Adana Konferansı, 30 Ocak 1943”
Fotoğraf, 5 Aralık 1943 günü Kahire’de çekilmiştir.                                                                  
Soldan sağa: Roosevelt, İnönü ve Churchill

Toplantıya katılan Sayın Özden Toker’e sordum: “Hanımefendi rahmetli babanız ‘kumarbaz’ mıydı?”
“Hayır” dediler. Değilmiş. Kitabın kapağındaki fotoğraf ile ilgili bilgi nasıl yanlış ise İnönü ve arkadaşlarının; Şükrü Saracoğlu – Numan Menemencioğlu –Cevat Açıkalın – Feridun Cemal Erkin, kumar oynadıkları iddiası da doğru değilmiş !
İSTANBUL’DA İKİ SAVAŞ GEMİSİ
1946 Yılında Amerikan savaş gemisi Missouri İstanbul’a geldiğinde TEKEL’in çıkardığı sigara kutusunun kapağı ile 70 yıl sonra İstanbul’dan geçen bir Rus savaş gemisi ve arka plandaki İstanbul görüntüleri                                                        ↓
KIBRIS ÖYKÜSÜNE DEVAM
“1974 Barış Harekatı ve sonrasında yerlerde sürüne milli dış politika…”
Kıbrıs Barış Harekatı tamamen Uluslararası Antlaşmalara – Garanti Antlaşması – dayalı bir operasyondu. TSK başarılı idi. Kısa iki operasyon ile hem Kıbrıs Türkü’nün Açık Cezaevi koşullarında yaşamasına[1]  son vermiş hem de Rumları, kendini Cumhurbaşkanı ilan etmiş EOKA teröristi Nicos Sampson’dan kurtarmıştık. 
Ancak uluslararası kamuoyuna Zürih ve Londra Antlaşmalarının inceliklerinin anlatılarak gerçekleştirilen askeri operasyonunun meşruiyetinin çok iyi anlatılması gerekiyordu.
Ecevit, bunu yapacağı yerde, TSK’nın başarısını bir erken, baskın, seçimle oya dönüştürmek ve tek başına iktidar olmak istedi, koalisyon ortağı MSP ile iyi geçinemediğini ileri sürerek, 19 Eylül 1974 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan istifasını sundu:
19 EYLÜL 1974 PERŞEMBE Sayı: 15011
BAŞBAKAN - Sayı: 5548, Ankara, 18 Eylül 1974
Sayın Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı Ankara
Cumhuriyet Halk Partisiyle Milli Selâmet Partisinden oluşan Bakanlar Kurulunun zamanla artan görüş ayrılıkları içinde görevde kalmasını sakıncalı bulduğumdan, Bakanlar Kurulunun istifasını arz ederim Görevde bulunduğumuz sürece bana ve Bakanlar Kurulu üyesi arkadaşlarıma gösterdiğiniz güven ve değerli yardımlarınız için derin şükranlarımı saygılarımla sunarım. B. ECEVİT Başbakan
Türkiye bu tarihten sonra 31 Mart 1975 tarihine kadar de facto hükümetsiz kaldı. Aynı 6.5 aylık dönemde ABD ambargosu yaşandı. Barış Harekatına biz doğru dürüst sahip çıkmadığımız için uluslararası kamuoyu olayı “illegal işgal” algıladı ve böyle kabul etti. 
1946 – 1952 yıllarında dış politikada yaşanmış ve çok sayıda olayda izleri görülen Milli Dış Politika, 1974 yılı Eylül ayında yoktu. Var olan siyasi ihtiras idi.
Böyle olduğu için hem Türkiye hem de Kıbrıslı Türkler zarar gördüler.
***
KİTAP
RAMİZ’in 2. Dünya Savaşı karikatür kitabı: Bu Harbin Kitabı, Albüm I, 1944.
17 numaralı Güncel Yazıda bu kitaptan seçilmiş karikatürlere yer vereceğim. Bugün şunu memnuniyetle söyleyebilirim: Ramiz savaşı çok iyi takip etmiş. Albüm II’yi bulamıyorum.
TAHA AKYOL’UN “MUTLAKA OKUYUN” DEDİĞİ KİTAP HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ
Hürriyet köşe yazarı Taha Akyol 21 Nisan tarihli yazısında bir kitap için “Mutlaka okunmalı” şeklinde okuyucusuna tavsiyede bulunmuş. Kitap daha önce 2016 yılında 5 numaralı Güncel yazımda eleştirdiğim bir kitapta. Sayın Akyol’a derhal bir eposta gönderdim.
“Sayın Taha Akyol,
Bugünkü yazınızda Prof. Dr. İlhan Tekeli- Dr. Selim İlkin'in "2. Dünya Savaşı Türkiye'si" başlıklı kitaplarının "muhakkak okunması" gerektiğini belirtmişsiniz.
Bir rastlantı olarak her pazar 70 kişilik özel eposta grubuma gönderdiğim Güncel Yazılarımdan 5 numaralı yazının ekinde bu kitapları eleştirmiştim.
İki eleştiri yazımı ve Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan      "2. Dünya Savaşı ve Türkiye" başlıklı kitabım ile yakında Bilgi Yayınevi'nin 2016 yılında yayımlayacağı yeni kitabımın kapaklarını ekte takdim ediyorum.
Eleştiri yazımda görüleceği gibi yazarların kapsamlı kitaplarında çok sayıda kavram hatası ve maddi hata bulunuyor. Saygılarımla”
Sayın Akyol’un kullandığı eposta adresini bilmediğimden yukarıda verdiğim mesajı takyol@hurriyet.com.tr olarak köşesinde gösterilen adrese gönderdim. Doğal olarak bir cevap almadım. Bir Anayurt yazımda, gazeteciadı@gazeteadı.com.tr gibi adreslere gönderilen epostaların bir işe yaramadığını yazmıştım !  O iddiam, bu örnekte de doğrulanmış oldu.   
VON PAPEN’İN ANILARI NASIL KUŞA ÇEVRİLMİŞ[2]?
Tarihçi Kitabevi 2015 yılı Aralık ayında Franz von Papen’in Anılarından[3] başlıklı bir kitap yayımladı. Kitabın özellikle “From Ankara to Nuremberg” bölümünün – 90 sayfa – çok kısaltılarak kuşa çevrildiğini görmüş ve yayımcısını uyarmıştım.
Kitap tüm saygın kitapçılarda satılıyor.
Nasıl kuşa çevrildiğini göstermek istiyorum . Hemen belirteyim bu kitap ilk ke 1952 yılında İngilizce olarak yayımlandı. İngilizce bilmeyen Türk araştırmacılar von Papen’in özellikle Türkiye’de geçirdiği yıllar, 1939 – 1944,  hk. yazdıkları çok önemli bilgilere ulaşamadılar.
64 yıl sonra gelen Franz von Papen’in Anılarından’ın bir sayfada yaklaşık % 20 daha fazla sözcük içeren orijinali ile kıyaslandığında ortaya şöyle bir tablo çıktı. Tabloda bölüm başlıkları tırnak içinde verilmiştir; rakamlar ise bölümlerin sayfa adetlerini göstermektedir:

Bölümler
1952 İngilizce Orijinal
2015 Türkçe Çeviri
Bölüm 24
“War Breaks Out” = Savaş Başlıyor             14
“Savaş” 7.5
Bölüm 25
“Hitler’s Fateful Decision”  =
Hitler’in Felaket getiren Kararı                     15
“Türklerin Tarafsızlığı” 16
Bölüm 26
“Duel for Turkey” = Türkiye için Çekişme  35
“Umudun Ölgün Işığı”  10
Bölüm 27
“Operation Cicero” = Çiçero Operasyonu    23
“Çiçeron Harekatı”          8
  
YORUM: Düşündüm taşındım ve bu çevriyi para verip alanlar ve zaman ayırıp okuyanlar için üzüldüm.




[1] 1973 yılında Kıbrıs’a gittiğimde görmüştüm: Türklerin yaşadığı küçük ve sınırlı bölgelerde, Ada’nın tamamının sahibi görünümündeki Rumların yaşadığı geniş ve gelişmiş bölgelere gitmek üzere araba bile kiralayamıyordunuz. Arabanın sahibi Rum kesiminde plakadan tanıyarak arabasına zarar verirler, diye.
[2] Kuşa çevirmek için VikiSözlük şu karşılığı veriyor: “İşe yaramaz biçime sokmak”
[3] Ankara’dan Nürnberg’e  

AZİZ YILDIRIM ve VOLKAN DEMİREL’e AÇIK MEKTUP - ANAYURT Gazetesi; Mehmet Arif Demirer, 18 Nisan 2016

AZİZ YILDIRIM ve VOLKAN DEMİREL’e AÇIK MEKTUP
        Mehmet Arif Demirer
Önce teknik bir açıklama: Sizlere saygısızlık yapmak gibi bir niyetim kesinlikle yok ancak bir köşe yazısı başlığında iki kez ‘Sayın’ sözcüğü kullanmak da uygun olmuyor. Sizler benim için çok saygın Fenerbahçelilersiniz.
İkinci açıklama: Cihat Arman’ı ilk defa 1948 yılında, 8 yaşımda, çıplak göz ve hayranlıkla seyretmiş ve Lig TV maç yayınına başladığı tarihten itibaren Fenerbahçe maçlarını hiç kaçırmamış, gerçek bir FB taraftarıyım. Bu Açık Mektup bu sıfatımla yazılmıştır.
FB’nin bu yıl şampiyon olma olasılığı SIFIR’a çok yakındır, yüzdeye vurursanız. 
Takım, özellikle ikinci yarıda şampiyon olmak hırsı ile o kadar sinirli ve gergin bir futbol sahneliyor ki, önümüzdeki altı maçı da son maçlar gibi oynarsa; Torku Konya ikinci, FB üçüncü olur. Nasıl olsa ikinci de Şampiyonlar ligine katılacağına göre birkaç ön eleme maçından mı çekiniyoruz? Eğer öyle ise zaten ikinciliği de hakketmediğimize inanacağım.
Önerim: İkinciliği kabullenip, sakin sakin Fenerbahçe’ye yakışır bir futbol oynayalım ve bu gerginlikten kurtulalım. Son haftalarda rakip takımın ceza sahasında kaçırılan gollerin ancak bu gerginlik nedeni ile kaçmış olduğunu düşünüyorum.
Özetle, Volkan kardeşimi önemli bir görev bekliyor: Lütfen, arkadaşlarını bu stres ortamından çıkar ki, hepsi önce birer sporcu, sonra futbolcu ve de Fenerbahçeli olduklarının bilincinde rahat oynasınlar, aynen Real Madrid’i perişan eden basketbolcularımız gibi. Saygılarımla.
***
15 Nisan günü Bayanlar Euroleague Final Four maçları Ülker Arena’da oynandı. İzleyebildiğim kadarı ile canlı naklen yayın yoktu. Eğer benim bilmediğim bir kanalda var idi ise, Hürriyet’in spor sayfasında bilgisi yoktu.
Fenerbahçe bayan basketbol takımının Nadezhda ile yarı final oynadığı saatlerde, şu kanallarda, aşağıda verdiğim yayınlar vardı:
FB TV: Maçın görüntüsüz anlatımı, radyodan naklen yayın gibi.
NTV Spor: Kadınlar voleybol müsabakalarının naklen yayını.
TRT Spor: Avrupa Halter Şampiyonluğu’nun naklen yayını.
A Spor: Futbol yorumları
Lig TV – 1: Futbol yorumları
Lig TV – 2: Futbol yorumları ya da Avrupa’dan naklen futbol maçları
Lig TV – 3: Lokomotiv Kuban – Barselona Euroleague basket maçı 
Hayatımızda ilk kez Türkiye’de bir Euroleague Final Four düzenlemişiz,  tüm TV kanalları bu olaya arkalarını dönmüşler. Bu durumu 1974 – 1982 yıllarında ADALET Gazetesindeki köşe yazılarımın başlığı ile açıklayabiliyorum:
“BİZ BİZE BENZERİZ”
Merak ediyorum, 17 Nisan günü Fenerbahçeli bayanların oynayacakları üçüncülük maçını canlı verecek bir kanal olacak mı? Hürriyet’in Spor Ekranı’na göre Türk Telekom’un TVİBU Spor’u verecekmiş ! (ANAYURT Gazetesi, 18 Nisan 2016)

11 Nisan 2016 Pazartesi

Duyuru ve Çağrı "İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE" Mehmet Arif DEMİRER

 
 


PROGRAM

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE

Bildiri: 
Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN – 2. Dünya Savaşı ve Türkiye

Bildiri: 
Yar. Doç. Dr. Kur. Alb. Ali Bilgin VARLIK – 2. Dünya Savaşı ve TSK

Dr. Faruk LOĞOĞLU – 1998 Kahire Paneli

Mehmet Arif DEMİRER – 1943 Yılı Olayları ve sonunda gelen YALNIZLIK [1]




[1] 3 Şubat 1943 – 5 Nisan 1946 arasında 2 yıl 2 Ay 2 gün sürmüş, 5 Nisan 1946 günü Missouri Savaş Gemisinin İstanbul Ziyareti ile sona ermiştir.  

BAŞVEKALET MATBUAT UMUM MÜDÜRLÜĞÜNÜN BİR YAYINI - Mehmet Arif DEMİRER

BAŞVEKALET MATBUAT UMUM MÜDÜRLÜĞÜNÜN BİR YAYINI
Mehmet Arif DEMİRER
Türkiye’de Çıkmakta Bulunan Gazete ve Mecmualar
1940 yılında Türkiye’de 113 gazete – hepsi günlük değil – ve 227 mecmua var.
Bu küçük kitapta toplam 340 yayının her biri hakkında şu standart bilgiler bulunuyor. Bir örnek: AKŞAM Gazetesi:
***
“Adı: AKŞAM
Dili: Türkçe
Nevi: Gazete
Siyasi/Gayrisiyasi: Siyasi
Neden bahsettiği: Haber, Politika, İlim, Edebiyat, Fen vesaire
Çıktığı Şehir: İstanbul
Neşir vakitleri-günlük haftalık vd: Her gün 
Sayfa ölçüsü: 40 x 55 cm
Sayfa sayısı: Haftanın gayri muayyen üç gününde sekiz, dört gününde dört
Sütun taksimatı: Sayfası altı sütun üzerine
Fiyatı: Beş kuruş
Tesis tarihi: 1918
İmtiyaz sahibi: Necmeddin Sadak[1]
Başmuharrir: Necmeddin Sadak
Umumi neşriyat müdürü: Hikmet Feridun Es
Daimi muharrirler: Vala Nureddin, Hikmet Feridun Es, Enis Tahsin Til, Cemal Nadir Güler...
Muhabirler: İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır ve Sivas’ta toplam  muhabir
Fotoğrafçısı: Belirlenmemiş
Musahhihleri: Belirlenmemiş
Sermaye sahibi: Necmeddin Sadak
Basıldığı matbaa: Kendi adındaki AKŞAM matbaası
İdare adresi, ve Telefon No: İstanbul, Acmusluk Sok No 13, Başmuharrir: 20 565, Yazı İşleri Müdürü: 20765” 
**
1940 yılının önemli gazeteleri, başyazarları ve ilk yayımlandıkları yıl:
**
ANKARA:
ULUS, Falih Rıfkı Atay, 1919, ilk adı: Hakimiyet-i Milliye ;
KIZILAY, Kızılay Umumi Merkezi, Dini bayramlarda çıkıyor, ULUS ile ilişkili, 1931
Yurt, “Parasız olarak köylüye tevzi edilmektedir” CHP adına İskender Artun, Siyasi Murakıp Falih Rıfkı Atay, 1933
Köylünün Gazetesi, Türk Hava Kurumu, 1931, “Köycülük ve Tayyarecilik, ŞakirHazım Ergökmen, Parasız dağıtım”
Resmi Gazete, 7 Ekim 1920
Akşam Haberleri, CHP bak sf.12
İSTANBUL:
Cumhuriyet, Yunus Nadi, 1924;
İkdam, Etem İzzet Benice, 1939;
Milliyet, 1940 yılında yayımlanmıyor
Haber Akşam Postası, Hasan Rasim Us, 1931;
Hakikat, Necip Ali Küçüka, 1940
Servetifünun, Ahmet İhsan Tokgöz, 1891;
Son Posta, Selim Ragıp Emeç ve ali Ekrem Uşaklıgil, 1930;
Son Telgraf, Etem İzzet Benice, 1936;
Tan, M. Zekeriya Sertel, 1935;
Tasviri Efkar, Velit Ebüzziya, Cihad Baban
Vakıt, Refik Ahmet  Sevengil, 1917;
Vatan, Ahmed Emin Yalman, 19 Ağustos 1940;
Yeni Sabah, Ahmet Cemalettin Saraçoğlu, Hüseyin Cahit Yalçın, 1938
**
Karagöz, Sedat Simavi, “hafta iki kez, yarı ciddi, yarı mizahi” gazete, 1908;
Karikatür, Sedat Simavi, haftalık mizah gazetesi, 1935;
**
İZMİR
Yeni Asır, Ali Şevket Bilgin, 24 Ağustos 1894, bu tarih, Selanik’te ilk yayım tarihi, gazete mübadeleden sonra İzmir’e taşınmıştır.
**
YABANCI DİLDE YAYIMLANAN GAZETELER
Apoyevmatini, Vasiliyadis, 12 Temmuz 1925, Rumca
Metapolitefsis, Konstantin Papadopulos, 1937, Rumca;
Jamanak, Melik Koç, Ardaşes Kalpakcıyan, 1909, Ermenice;
Nor Lur,  Vahan Toşigyan, 1926, Ermenice;
Marmara, Süren Şamlıyan, 31 Ağustos 1940, Ermencie;
Türkische Post, Toydemir, Almanca;
Ankara, CHP, Falih Rıfkı Atay, haftalık gazete, 1934, Fransızca;
Beyoğlu, G. Primi, 1934, Fransızca;
İstanbul, Pierre le Goff, 1868, Fransızca,
La Republique, Yunus Nadi, 1926, Fransızca,
Le Journal d’Orient, Albert Karasu, 1917, Fransızca;
Parlez Vous Français ? Prof. Dr. V. Berkem, Fransızca, 1934;
YABANCI DİLDE YAYIMLANAN DERGİLER:
Der Nahe Osten, Muzaffer Toydemir, Dr. Gerhart Hannig, 1937, ayda 2 kez;
Gavaş, Ermenice mizah dergisi, Karabet Kirkor Magar,1937;
La boz de Türkiye – Türkiye’nin Sesi, İstanbul, Musevice, 1939;
Ortodoksia, Mitropolit Meletios Lukakis, Fener Oatrikhanesi, Rumca,1925;
**
DİĞER İL VEYA İLÇELERDE YAYIMLANAN GAZETELERDEN SEÇİLMİŞ ÖRNEKLER
Akgün, Emin Aksel, 19.4.1936, Urfa,
Diyarbakır, Cahit Çubukçu-Zekai Ataman, 1868
Gümüşeli, Valilik, 25 Şubat 1929, Gümüşhane;
Haber, Abdullah Mahir Erkmen, 12 Nisan 1922, Afyon;
Işık, Rıza Bayrısal, 1936, Urfa;
Kars, Tarhan Toker, 1929;
Rize, Rize Halkevi, 1931;
Siirt, Necati Avcı, 1937;
Turan, İhsan Turan, 1931, Elazığ;
Türk Sesi, Ekrem Serdengeçti, 1940, Akhisar, “Neden bahsettiği:Politikadan başka her şey”
Ulus Sesi, Mehmet Siret Bayar, 1927, Mardin;
Yenigün, Şükrü Balcı, 28 Ağustos 1928, Antakya;
Yeni Mersin, Fuat Akbaş, 27 Temmuz 1928;
Yeni Milas, Mahir Tekin, 1936;
Yeni Yurt, Kamil Koçbay, 1937, Van;
Yurt Yolu, Kamil Koçbay,  Haziran 1938, Bitlis;
**
ÖNEMLİ DERGİLER
Akbaba, Haftalık mizah dergisi, Yusuf Ziya Ortaç, ilk yayım başlangıç tarihi 1923, aradan sonra yeniden 1933;
Ayın Tarihi, Matbuat Umum Müdürlüğün çıkardığı yurt içi ve yurt dışı olayları çok ayrıntılı bir şekilde yansıtan, her sayısı ortalama 400-500 sayfa – 17 x 24 cm – bir kitap uzunluğunda, 1934 yılından beri yayımlanıyor;
Bayındırlık İşleri, Bayındırlık Bakanlığının faaliyetleri sistematik bir şekilde yansıtan bu dergi de 1 Eylül 1934 tarihinden beri yayımlanıyor. Ekim 1937 sayısı 310 sayfa.
Belleten, Türk Tarih Kurumu, 1936;
Bozkurt, “Siyasi değildir. Türkçü, Irkçı, fikir ve gençlik Dergisi” ! İsmet Rasin, Sami Karavel, R. Oğuz Türkkan, Nihal Adsız, Necdet Sancar, Hamza Said Özbek, Nurullah Barıman, Cemal Oğuz Öcal, Hüseyin Namık Orkun, 1939;
Dirim, Dr. Frik, eczacılık ve ilaç sanayii dergisi, aylık. Her sayısı 44  sayfa, 1925;
Farmakoloğ, eczacılık dergisi, Prof. Kimyager Naşıt Baylav, 1934;
Havacılık ve Spor, THK, 1927;
Hava, Eskişehir Hava Okulu Komutanlığı, 1921;
La Turquie Kemaliste, Matbuat Umum Müdürlüğünün; İngilizce, Fransızca ve Almanca, olarak Türkiye’nin tanıtımı için yılda 6 sayı yayımladığı dergi, Haziran 1934;
Taşpınar, Ahmed Sami Onur, CHP, Afyon Halkevi, Afyon, 19 Ekim 1932;
Toprak, Dr. Osman Nuri Ertekin, Samsun, 1940;
Türkiye Turing ve Otomobil Klöbü, Reşit Saffet Atabinen, 1931;
Ulusal Ekonomi ve Arttırma, Ulusal Ekonomi ve Arttırma Kurumu, 1933;
Ülker, Halkevi, Niksar, 1936;
Varlık, Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, 1933;
7 Gün,  Sedat Simavi, 1933;
**
NOTLAR.
Sağlıkla ilgili dergilerin sayısı 21. Türk Üroloji Dergisi bile çıkıyor.
Elazığ, Erzurum, Giresun, Isparta, Kars ve Diyarbakır’da ikişer, Bitlis, Gümüşhane, Van, Siirt ve Mardin’de birer gazete çıkıyor, 2. Dünya Savaşı başlarken. Ayrıca; Akhisar, Ayvalık, Bafra, Bartın, İskenderun,  Lüleburgaz, Milas, Tire ve Urla gibi ilçe merkezlerinde de birer yayın var.



[1] Son CHP hükümetinde Dışişleri Bakanı